Dağlarda uyuyan o güzel insanlara…

Dağlar sizin kim olduğunuzla ilgilenmez. Orada sınıf ayrımı yoktur; ne iş yaptığınızın ne kadar kazandığınızın ya da hangi aileden geldiğinizin önemi olmaz.

Dağlarda yaşın da bir önemi yoktur. Çünkü doğada herkes bir, yani tektir.

Tıpkı doğrular gibi… Gerçekliği işinize geldiği gibi eğip, bükemez; yolunuza devam edeceksiniz zaman kaybetmeden korkularınızla yüzleşip engelleri mutlaka aşmalısınız.

Dağlarda elbette bedensel ve mental gücünüz çok önemlidir ama bence dağlar daha çok sizin nasıl biri olduğunuzla ilgilenir…

Yüreğinizle, aklınızı eş değerde tutup; doğaya, varoluşa, insana ve nihayetinde kendinize verdiğiniz değeri, duyduğunuz saygıyı esas alır.

Bana göre dağcılık felsefesi de böyledir.

Faaliyet günü sizi hayatta tutacak azami miktardaki malzemelerinizle doldurduğunuz çantanızı sırtlanıp evden dışarı adımınızı attığınız anda sahip olduğunuz her şeyi artık geride bırakırsınız.

Bu yüzden dağlarda olmak benim için hep hiçliğe denk düşer…

Ve dağcılar da başlangıçta hep biraz kayıptır…

Başlangıçta diyorum çünkü gökyüzüne uzanan devasa ağaçlarla süslü, mis gibi toprak kokan patikaların sonu yine kendinizde bitecek olan bir yolculuğun başlangıcıdır.

En güzeli de hiç bitmeyecek sandığınız o zorlu yolculuklar sırasında kurduğunuz dostluklar olur.

Paylaştığınız bir parça yiyeceğiniz, içinizi ısıtan bir yudum içecek, kendinizi iyi hissetmediğinizde yükünüzü sırtlayan, dik bir yamaçtan geçerken “hadi yaparsın” diye yüreklendiren o dost sesi, çoğu kez de kendi hayatı pahasına yardımınıza koşan eller…

Her defasında evden bir başınıza çıktığınız o yolculukların sonunda bir de bakmışsınız ki artık biz olmuşsunuzdur.

Bu nedenle dağlarda kurulan dostluklar öyle kolay bitmez…

Bunu İDADİK’in (İzmir Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü) 24. Kış Şenliği kapsamında Dürdane Seringeç anısına düzenlenen yürüyüşte bir kez daha anlıyorum.

Dağcı dostları, 2015’te Bozdağ tırmanışı sırasında geçirdiği kazada henüz 48 yaşındayken hayata veda eden Dürdane

Seringeç’in fotoğrafının bulunduğu pankartı, onca yılın ardından hala büyük bir sevgi ve bitmeyen bir özlemle taşıyor.

İDADİK’lilerin yüzündeki aynı acıyı, bundan tam 24 yıl önce yine dağlarda kalp krizi geçirerek kaybettikleri Fikri abilerinin (Hepseven) anısına gerçekleştirilen yürüyüşte de görmüştüm.

1986 yılında Adnan Kayatepe ve 16 arkadaşı tarafından kurulan; ülkemizde dernek statüsündeki ilk dağcılık kulübü olan İDADİK bu sene 40. yaşını kutluyor.

Aslında Bozdağ’daki şenlikte konuşan bir önceki dönem başkanı Uğur Demirtaş’ın, “İDADİK yalnızca bir kulüp değil, bir yolculuktur…” sözleri de bu sağlam dostluğu en güzel şekilde özetliyor.

Etkinliğe katılan bizleri tek tek karşılayan, yönetim kurulu üyeleriyle üzerimizden ilgilerini eksik etmeyen, gidişte de sanki evlerinden uğurluyormuşçasına el sallayan İDADİK’in Yönetim Kurulu Başkanı Mine Erdoğan ise, “Ne mutlu ki ailemiz gün geçtikçe büyüyor. Güven, paylaşmak ve dostluk bizim için en önemli şey. Ben de bir kadın olarak devraldığım görevi bugün gururla taşıyorum” diye belirtiyor.

Bundan 40 yıl önce yokluklar içinde kurulmana vesile olan kıymetli isimlerin, bu değeri yıllar içinde yaşatmaya çalışan yöneticilerin, üyelerin ve dağlarda uyuyan güzel insanlarınla iyi ki varsın İDADİK…

Daha nice yaşların, zirveler boyu unutulmaz anılarımız olsun…

Aslı Öktener

asli.oktener@milliyet.com.tr

Kaynak; https://www.milliyet.com.tr/